"Yalnız yumuşaklığı, yalnız tatlı, mavi ve sevecen bakışları, mutluluk vaat eden narin gülümsemeleri, okşayıp avutan sözleri içermiyordu annesi; o gönül okşayıcı örtüler altında tüm korkunçluk ve karanlıkları, tüm hırsları, tüm dehşet, günah ve sefaletleri, tüm doğumları, tüm ölümleri de kendisinde barındırıyordu."
"Gizlerle dolup taşan yaşam gözlerini dikmiş kendisine bakıyor, uçsuz bucaksız zifiri bir dünya, masalsı tehlikelerin kol gezdiği dikenli bir orman gibi onu süzüyordu."
"Alabildiğine büyük devlere dönüşen heykeller hiç ses etmeden yanından geçtiler, büyümelerini hala sürdürüp daha da devleşerek suskunluk içinde ilerlediler boyuna, her biri bir kule yüksekliğindeydi, peş peşe yaşamdan içeri daldılar."
"'Ben şuna inanıyorum ki, bir çiçeğin yaprağı ya da yol üzerindeki küçük bir solucan bir kitaplıktaki kitapların tümünden daha çok şey söyler insana, kendisinde daha büyük bir hazine barındırır. Harfler ve sözcüklerle neyi anlatabiliriz ki! Kimi zaman Yunanca rastgele bir harf yazıyorum kağıda, diyelim ki theta ya da omega, kalemin ucunu şöyle biraz kıvırmayagöreyim, harf kuyruk sallamaya başlıyor, bir balık olup çıkıyor hemen, tek bir saniye içinde dünyanın tüm denizlerinde ve ırmaklarında insanı gezdiriyor, dünyada serin, ıslak ne çok şey varsa akla getiriyor, Homer'in okyanusunu, Aziz Petrus'un üzerinde yürüyüp gittiği suyu çağrıştırıyor. Ya da bir kuşa dönüşüyor harf, kuyruğunu oynatıyor, tüylerini kabartıp kurumlanıyor, Gülüyor, ve uçup gidiyor derken. Senin, Narziss, bu gibi harfleri fazla önemsediğin yok sanırım. Ama şunu söyleyeyim ki, Tanrı böylesi harflerle kaleme aldı dünyayı.'"
18 Eylül 2010 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder